|  Düşün Sorgula Anla Engin Şenol | Düşün, Sorgula, Anla

Engin Şenol

Gündem, teknoloji, modern dünya ve felsefe...

Bir Şarkı 2 Yazı - Maskesiz Bir Masada Kalabilmek

👁️ Okunma Sayısı: 350
Bir Şarkı 2 Yazı - Maskesiz Bir Masada Kalabilmek - Engin Şenol

Sözler Böyleydi.......

Karardıysa yine dünya

Feda olsun sana dünya

İyi misin diyorsun ya

İyi değilim, değilim İyi değilim, değilim İyi değilim 

İyi bir dünyanın adamı değilim

İyi yerlerden gelmedim biliyorum

Ayaklarım çamurlu, gözlerim bulutlu

Hayatım iyi değildi uğraştım olmadı

Ben de iyi değilim, iyi değilim, iyi değilim

Çok incindim, çok kırıldım

Dönüp hayata sarıldım

Bu oyundan çok yoruldum

İyi değilim, değilim İyi değilim, değilim İyi değilim  Eserin sahibi  Ali Kınık

Sessizliğin Eşiğinde: Maskesiz Bir Masada Kalabilmek

İnsan ruhu, genellikle iki kutup arasında savrulur: Dünyanın istediği o sahte "İyiyim" kalkanı ile her şeyi feda etmeye hazır "İyi değilim" resti. Ancak asıl mesele, bu iki uçtan birine sığınmak değil, o aradaki keskin eşikte durabilmektir.

Bir Maskenin Ağırlığı: "İyiyim" Yalanı

Modern çağda pozitiflik, artık bir ruh hali değil, bir ahlak normuna dönüştü. "İyiyim" demek, toplumsal düzenin çarklarını yağlayan, krizleri erteleyen ve bizi "uyumlu" kılan sessiz bir anlaşmadır. Fakat bu küçük yalan, her gün biraz daha ruhumuza batan bir kılıç gibidir. Sistemi ayakta tutarken bizi kendi içimize gömer. Samimiyetin bu kadar pahalı ve nadir olması da bundandır; çünkü dürüstlük, konfor bozar. Sistem maskesizliği şarkılarda romantize eder ama gerçek hayatta onu "negatif enerji" damgasıyla dışlar.

Özgürlük mü, Bağın Kopması mı?


"Kaybedecek bir şeyi kalmayan insan en özgür insandır" deriz. Oysa bu özgürlük, bazen dünyayla olan tüm bağların koptuğu bir hiçlik alanıdır. İnsanı insan yapan şey, aslında biraz da o bağlılıklardır. Belki de asıl kahramanlık; ne o sahte oyuna devam etmek ne de masayı devirip gitmektir. Asıl devrim, “İyi değilim” diyerek o masada oturmaya devam edebilmektir. Maskeni çıkarıp, "ayaklarım çamurlu, gözlerim bulutlu" gerçeğinle o sahnede kalmak; hem kendini hem de seni izleyenleri o sarsıcı dürüstlükle yüzleşmeye zorlamaktır.

En Büyük Korku: Dışlanmak mı, Kendi Yankımız mı?

İnsanlar dürüstlükten korktuklarını sanırlar, oysa asıl korktukları dürüstlükten sonra gelecek olan o sağır edici sessizliktir. Çünkü bazı gerçekler söylendiğinde, artık hiçbir şey eskisi gibi devam edemez. O geri dönüşü olmayan kapı bir kez açıldığında, dışarıdaki gürültü kesilir ve ilk kez kendi çıplak sesimizle baş başa kalırız. Çoğumuz, o sessizlikte duyacağımız ilk cümlenin bir hesap sorma olmasından korkarız. Bir yabancıyla tanışmaktansa, kalabalıkların içinde bir yabancı olarak kalmayı, radyonun sesini sonuna kadar açıp kendi içsel yankımızı bastırmayı tercih ederiz.

Sonuç: Arınma mı, Yıkım mı?

Eğer bir gün o sessizlikte kalırsak ve o ses bize hesap sorarsa, ona vereceğimiz cevap ne olacaktır? Süslü bahaneler mi, yoksa Ali Kınık'ın o vakur dürüstlüğüyle "Uğraştım olmadı, ben de böyleyim" demek mi? Gerçek dürüstlük bir kumardır, evet. Ama bu kumarı oynamadan, sahte mutlulukların kalabalığında kaybolmaktansa; kendi karanlığımızla tanışıp o sessizlikte arınmak, insanın kendine verebileceği en büyük hediyedir. Çünkü sadece kendi acısına dürüst olabilenler, başkalarının yaralarına sahici köprüler kurabilirler.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Bir Yorum Bırak

Deneyiminizi güzelleştirmek için teknik çerezler kullanıyoruz. Detaylı Bilgi