Hepimiz bir yerlerde, bir kitabın sayfasında ya da bir duanın sessizliğinde hayatın o gizli formülünü arıyoruz. Bazen "evrenin gizli yasalarına" kulak veriyoruz, bazen de "kendimizi ne kadar çok ihmal ettiğimizi" fark edip hüzünleniyoruz. Ama gerçek yolculuk, başkalarının ne dediğinden ziyade, kendi içimizdeki o sessiz pusulayı keşfettiğimizde başlıyor.
Çocukken böyle değildi. O zamanlar "ya olmazsa" diye bir korku yoktu; sadece olması gerektiğine dair bir teslimiyet vardı. Bir şeyi isterdim. Olur mu diye düşünmezdim.
Sadece isterdim.
Şimdi bakıyorum da…
İstemek zorlaşmamış.
Kafam çok konuşmaya başlamış.
Zaman geçtikçe ve biz "yetişkin" oldukça, zihnimizdeki o saf alan kalabalıklaşmaya başlıyor. Artık sadece istemiyoruz; acaba olur mu, ya yanılırsam, insanlar ne der, başarısız olursan maliyeti ne olur diye binlerce soruyla dolup taşıyoruz. Kendi içimizde kurduğumuz o koruma kalkanları, aldığımız o bitmek bilmeyen önlemler aslında bizi korumuyor; bizi hayatın akışından koparıp ağır bir analiz yükünün altına sokuyor.
"Aklımda Kalacağına Hayatımda Kalsın"
Bir noktada durup kendimize şunu söylememiz gerekiyor: "Hata yaptıysam, iyi ki yaptım." Çünkü bir şeyin "keşke" olarak aklımızda bir ömür yer tutması, o hatanın bizden götüreceği paradan ya da zamandan çok daha ağır bir bedeldir. Yaşanmışlıklar, birer pişmanlık değil, birer tecrübe feneridir. Başkalarının "yapma" dediği yerde, "bu benim deneyimim olmalı" diyebilmek, kendine verebileceğin en büyük değerdir.
Çok satan kitaplar bize hep bir şeyler öğütler: "Şöyle iste, böyle sev, şunu yap..." Ama asıl ustalık, o kadar çok yaşayıp, o kadar çok ders çıkarıp sonunda hepsini bir kenara bırakabilmektir. Bu bir vazgeçiş değil, aksine bir ustalık seviyesidir. Biriktirdiğin tüm o dersler artık senin bir parçan olduğunda, dışarıdan gelen seslerin, hor görmelerin ya da ayıplamaların bir hükmü kalmaz.
Artık hesap makinesiyle yaşamayı bırakıp, ruhunun derinliklerindeki o birikime güvenirsin. Dışarıdan bakınca "plansız" gibi görünen o cesur adımların arkasında, aslında yılların süzgecinden geçmiş bir bilge durmaktadır.
Son Söz:
Hayat, kitapların arasında saklı bir formül değil; bizzat senin hatalarınla, cesaretinle ve "iyi ki yaptım" diyerek attığın o kararlı adımlarla yazdığın bir hikâyedir. Şimdi o hantal hesap kitapları bir kenara bırak ve kendi bildiğini okumaya başla. Çünkü senin yolun, sadece senin ayak izlerinle parlayacak.
Ben mi?
Hâlâ her şeyden emin değilim.
Hâlâ bazen korkuyorum.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!