|  Düşün Sorgula Anla Engin Şenol | Düşün, Sorgula, Anla

Engin Şenol

Gündem, teknoloji, modern dünya ve felsefe...

Bir Gönül İnşası: Gürültüden Sessizliğin Derinliğine

👁️ Okunma Sayısı: 77
Bir Gönül İnşası: Gürültüden Sessizliğin Derinliğine - Engin Şenol

İnsan, hayat yolculuğunda iki kapı arasında gidip gelir:

Biri kalabalık, gürültülü, fırtınalarla dolu;
Diğeri ise tenha, dingin ve kendi ışığını sessizce yayan.

Çoğu zaman sevgiyi, o gürültünün içindeki çığlık sanırız.
Oysa gerçek vuslat, fırtınanın dinmesiyle başlayan derin sessizlikte gizlidir.

1. Beyhude Çaba: Soğuk Bir Ocağı Üflemek

Bazı sevdalar vardır;
Sönmüş bir ocağın başında sabahlamak gibidir.
Ne kadar üflersen üfle, küllerinden bir kıvılcım bile doğmaz.

Eller kararır, nefes tükenir, ruh yorgun düşer;
Ama taş, hâlâ soğuktur.

İnsan bazen sevdiğine değil, “sevebilme ihtimaline” aşık olur.
İmkânsızın cazibesi, bir serap gibi peşinden sürükler.
Ve fark etmez ki bu, başkalarının eksiklerini tamamlama telaşıdır;
Kendi içindeki boşluğu unutuverme çabasıdır.

2. Eşik ve İrade: Gönül Kapısının Muhafızları

Gönül kapısı, önünden geçen herkesin içeri girebileceği bir han değildir.
Gerçek sükunet, o kapıda muhafızlar gerektirir.

Bu, kibir değil, kendi varlığına duyulan hürmettir:

  • Sözüyle özü bir olmayanı eşikten geçirmemek.
  • Emek kırıntılarına kanaat etmemek.
  • Belirsizliğin sisinde boğulmayı reddetmek.

Sınırlar, sevginin önüne çekilen bir set değildir;
Sevginin filizleneceği bahçeyi koruyan çitlerdir.

3. Sessizliğin Mevsimi: Huzur Neden Yabancıdır?

Kaosa alışmış bir ruh için sessizlik, önce boşluk gibi gelir.
Fırtına dindiğinde, kulaklar o sağır edici rüzgarı arar.

Drama alışmış ruh, ona sahte bir canlılık verir.
Huzur geldiğinde insan “eksik” hisseder;
Oysa eksik olan sevgi değil, adrenalinin sarsıcı yankısıdır.

Ruhun bu yeni mevsimine alışmak zaman ister;
Sessizlik, insanın kendi sesiyle tanıştığı en dürüst aynadır.

4. Kendiyle Hemhal Olmak: Kimliğin Tecellisi

Kimi sevdalar bizi “kurtarıcı” yapar,
Kimi sevdalar ise “kurban”.

Oysa insan, bir rol oynamak için değil,
Kendi hakikatini yaşamak için yaratılmıştır.

Anlamını başkasının onayında arayan ruh, hep muhtaçtır.
Oysa olgun bilinç, hiçbir dış onay olmadan
Kendi değerini bir kandil gibi içten yakabilmektir.

5. Son Karar: Roman mı, Yuva mı?

Gençlik, sayfaları acı ve gözyaşıyla dolu romanları sever.
O kavuşamama hâli, insana ulvi bir hüzün gibi gelir.

Ama hayat, bir kitabın sayfası kadar hafif değildir.
Olgunluk, her gün yeni bir sayfası yırtılan o trajik romanları rafa kaldırmaktır.

Yerine koyacağı şey:
Temeli güvenle atılmış,
Çatısı tutarlılıkla örtülmüş,
Pencereleri huzura açılan bir yuva…

Çünkü sürdürülebilir bir ömür, hikaye anlatanları değil,
Bizimle sessizliği paylaşabilenleri ister.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Bir Yorum Bırak

Deneyiminizi güzelleştirmek için teknik çerezler kullanıyoruz. Detaylı Bilgi