Umut dedi, durdu. Neydi umut.
Eskiden olsa fakirin ekmeğini bandığı hayal derdim. Oysa ya şimdi...
Sofralar hâlâ boş, ama mesele açlık değil. Artık insanların yarını da çalındı. Nasırlı eller sadece çalışıyor; ama ne ekmek, ne umut bulabiliyor. Her gün aynı rutin, aynı boşluk.
Bunu yapanlar gizli değil: Düzen sizsiniz. Uykusuz gecelerde örülen yasalar, mantık dışı “veriler” ve sayısız kural; insanların hayallerini çürütmek için tasarlanmış bir makine. Ve makine kusursuz çalışıyor.
"Nereden Nereye": Başarı Hikayelerinin Ardındaki Boş Sofralar
Eskiden fakir sadece açtı. Şimdi açlıkla birlikte umutsuzluk da katlanılmaz bir yük. İnsanlar sadece karnını değil, ruhunu da kaybediyor. Her gelecek hayali, sistemin soğuk dişleri arasında eziliyor.
Ve siz bunu büyük bir zafer gibi sunuyorsunuz: büyüme raporları, başarı hikâyeleri, “ilerleme” masalları… Oysa geride sadece boşluk kaldı: boş sofralar, boş cepler, boş yarınlar.
Bu bir çöküşse, adı doğru konmalı: Bu sizin çöküşünüz.
Kutlu olsun—çünkü bir halkın elinden son umudunu almak, ancak bu kadar kusursuz bir düzenle yapılabilirdi.
Yorumlar
Nereden Nereye: Başarı Hikayelerinin Ardındaki Boş Sofralar
Silivri soğuktur diyorlar.
Soğuksa demek ki doğru yere dokunmuşuz. Silivri’nin soğuğundan çok, insanların yarınsız bırakılması ürkütücü.